| |
|
Resmi Gazete ve Haberler
Tekstil ihracatında kıpırdanma başladı
Nisan ayında tekstil ihracatındaki keskin düşüş yavaşladı ve butik işler yapan küçük firmalar yurtdışından 2-3 aylık sipariş almaya başladılar. Düne kadar makinelerini bile çalıştırmakta tereddüt eden işletmeler açısından bu siparişler cansuyu oldu.
Aslında bu yazıyı DİSK’e bağlı Tekstil İşçileri Sendikası’nın geçen hafta gazetelere verdiği ilandan hemen sonra yazacaktım ama bilerek erteledim. ”Tekstil sektörünü kaderine terk etmeyin” başlıklı, bir anlamda da Başbakan’a ithaf edilmiş ilanın ne kadar etkili ve ne kadar ses getireceğini bekledim. Açıkçasını söylemek gerekirse, tahminimde de yanılmadım. ”Ne tahmin etmiştin” diyecek olursanız, onu sonra anlatayım.
İlanın yayımlandığı günün hemen sonrasında Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci ile konuştum. Malum, Denizli, tekstil sektörünün ana üssü ve her üç çalışandan biri tekstil sektöründe istihdam ediliyor.
Müjdat Keçeci; Denizli’de, tekstilde 55 bin kişinin çalıştığını, şubat ayı itibariyle bu sayının 39 bine indiğini ve önemli bir istihdam kaybı yaşadıklarını belirterek büyük kapasitelere cevap verebilen işyerlerinin işlerini ya iyice hafiflettiklerini ya da kapanma noktasına geldiklerini söylüyor.
DİSK’in verdiği ilanın etkilerini beklerken İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hikmet Tanrıverdi ile de konuştum. Tanrıverdi de 8 aylık süreçte tekstilde yüzde 18 işçinin -ki, bu da 158 bin kişi ediyor- sigortadan kaydının çıkarıldığını ve 7506 firmanın da kapandığını vurguluyor. Hikmet Tanrıverdi, daha geçen yılın eylül ayında bu günleri görüp feryat ettiklerini ve ekonomi yönetiminden acil önlem beklediklerini de söylüyor.
Hükümet ilanı umursadı mı
Evet, tekstil sektörünün durumu böyle. Hoş, bunlar zaten biliniyor. Dediğim gibi benim merak ettiğim, DİSK’in ilanı sonrası bir şeylerin değişip değişmeyeceği... Daha da önemlisi ilanın asıl muhatabı olan Başbakan’ın ve ekonomi yönetiminin bu durumu ne kadar umursadığı.
Nitekim, tahminimde fazla yanılmadım. İlanın yayımlandığı gün yine tekstilciler kendi aralarında konuştu, o kadar. Ne Başbakan’dan ne de ekonomi yönetiminden ses çıkmadı.
İşin daha da ilginci, DİSK bu ilanı verirken artık bıçağın kemiğe dayandığını, sözün bittiği noktaya gelindiğini anlatmaya çalışırken bu noktalar ikinci planda kaldı; ilan, işçi ve işveren kesiminin dayanışması olarak ön plana çıktı.
Oysa tekstil sektörü, ekonomi yönetimi tarafından aylardır kendilerine verilen ”Önlem alacağız, merak etmeyin” söylemlerinin bir an önce hayata geçirilmesini bekliyordu. İlan da bunun için verilmişti.
Sohbetimiz sırasında Hikmet Tanrıverdi de bu noktaya dikkat çekiyordu: ”Genel olarak baktığımızda ekonomi yönetimi de iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Anlaşamadığımız nokta ise pansuman tedbirlerle bu hastalığa çare bulunamayacağı. Bir an önce operasyon yapılması lazım. Bize söylenen ise operasyon yapılacağı. Fakat zamanlamasının bir türlü ayarlanamadığını düşünüyorum. Sürekli bir beklenti içerisindeyiz.”
İhracattaki düşüş yavaşladı
Bu konuyu daha fazla uzatmadan, gerek Müjdat Keçeci gerekse de Hikmet Tanrıverdi ile sohbetimiz sırasında öğrendiğim ilginç ve bu kriz ortamında biraz da olsun sevindirici bir gelişmeyi paylaşmak istiyorum.
Son günlerde ihracatta ufak da olsa bir kıpırdanma başlamış. İhracatı gerçekleştiren de büyük şirketler değil daha çok küçük ve butik çalışan firmalar.
Müjdat Keçeci bu konuda, ”Butik şeklinde çalışan işletmelerimiz son günlerde 2-3 aylık sipariş almaya başladılar. Kurun da biraz dengeli gitmesiyle para kazanabilecek hale bile gelebileceklerini söylüyorlar. Tabii bu durum, krizin bittiği şeklinde algılanmamalı. Ama iki ay öncesine kadar hiç işi olmayan, makinelerini bile çalıştırmakta tereddüt eden işletmelerimiz açısından bu siparişler cansuyu oldu. Moralleri az da olsa yerine geldi” diyor.
|
|